KROMATİK DENKLEM

  • 245 SHARES

Moda disiplininde baştan aşağı siyah giyinmeden önce renkli düşünebilme pratiğine dair bir inceleme.

Yazı Zeynep Yener

1957 yapımı Audrey Hepburn ve Fred Astaire’li müzikal film Funny Face’te, hırslı ve kararlı moda dergisi genel yayın yönetmeni Maggie Prescott karakterinin, pembeyi sezonun rengi olarak öne sürdüğü “Think Pink!” adlı şarkı, moda endüstrisinin her sezon siyaha yeni bir alternatif ilan etmeye meyilli, kromatik yaklaşımını özetliyor. Kırmızının öldüğüne, mavinin demode, yeşilin yakışıksız, kahverenginin tabu olduğuna değinen şarkı, tepeden tırnağa pembenin promosyonunu yaparken, sektör tarafından renklerin trend haline getirilmesinin en iyi örneklerden birini veriyor. Think Pink performansı bittikten sonra dergi ekibinden biri Prescott’a kendisinin pembe giyip giymeyeceğini sorduğunda, aldığı cevap ise “Asla!”

Giyim kuşam kültürü ve renkler arasındaki ilişki içine sosyolojik, siyasi, kültürel ve şahsi ifadelerin karıştığı, karmaşık bir bağ. İnsanoğlunun ilk kez ne zaman üzerine renkli bir şeyler geçirdiği tam olarak bilinmemekle birlikte, mevzu hayli eskilere dayanıyor. Renk ve moda, tarih boyunca birlikte gelişim gösteriyor.

Mor, Sonbahar/Kış 2019-2020 podyumlarını ele geçirmeden çok önce, imparatorlar ve kralların rengi olarak biliniyordu. Hatta Julius Caesar ve Elizabeth I’in kendilerine yakın kişiler dışında mor renk giyilmesine dair bazı kısıtlamalar getirdikleri biliniyor. O zamanlar Murex salyangozunun mürekkebiyle ve meşakkatli bir dizi işlem sonucu hazırlanan imparator morunu elde etmek için, bugün moda endüstrisinin elinin altında, tonlardan ton beğenebileceği sentetik boyalar var. Keza, İlkbahar/Yaz 2020 podyumlarının öne çıkardığı ateş kırmızıları da, güç ve iktidarın rengi olarak bellenmesine sebep olan kraliyet ilişkisini çoktan unutturdu. Ne de olsa, 19’uncu yüzyıl icadı sentetik boyalar, bir noktada kırmızıyı da demokratikleştirdi.

Yazının devamını QP No:30’da 58. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.