GOING UP

  • 155 SHARES

Sovyet uzay köpekleri Dünya’dan fırlatılıp yörüngeye gönderilmiş, köklü bir ekol oluşturup kahramanlık kitsch sentezinde bir statüye ulaşmışlardı ama kimse onlara uçmak isteyip istemediklerini sormamıştı.

Gelecek, kendisini ilginç gelişmelerle duyurmanın bir yolunu bulmayı mutlaka başarıyor. Bir insanın, yaşayan bir canlıyı klonlatma talebi kısa önce yasal olarak gerçekleşti ve hatta yaşlı köpeğinin hücrelerini alıp onu sonsuzluğa kavuşturmaya karar veren bu kişi Barbara Streisand idi. Fakat insan, işin etik yanını düşünmeden yapamıyor, merak etmeden de duramıyor: Oscar Ödül Töreni’nde bile alay konusu olan bu işlemi, tıpkı 60’larda uzay fikrini sürreal bulanların aldanmış olabileceği gibi, acaba bir noktadan sonra kanıksayacak mıyız? Sonuçta geriye dönüp baktığımızda, her dönemde geleceğin sonsuz olanaklarının endişeyle karşılanabildiğini, yine de rutin akışın aşinalık doğurduğunu görüyoruz. Ancak aradan geçen yarım asırdan fazla bir süre, bizi objektif yargılara daha çok yaklaştırıyor.

Köpekler on yıllar önce, ahlaki boyut gözetilmeksizin, başka bir teknoloji konusunun baş kahramanları olduklarında da insanların aklında sayısız soru işareti uçuşuyordu. O dönemde bazı bilim insanları, dünya dışı ortamda hümanizma yaşamının mümkün olamayacağı görüşündeydi. Ve bu nedenle mühendisler, insanın misyonuna gerekli bir öncü olarak yörünge-altı (yükselen ama tam tur atamayan) uçuşlara önce hayvanları gönderdi. Ama aralarında sonradan literatüre ‘Sovyet uzay köpekleri’ tabiri ile girecek, ekol oluşturacak, ünlü bir güruh vardı. Ve bunlar 60’larda bir nevi fenomen gibi her yerdeydiler: Televizyon programlarında, gazetelerin baş sayfalarında, yabancı basında, pullarda ya da propaganda posterlerinde. John F Kennedy, Khrushchev ile yaptığı görüşmeler sırasında bile Sovyetuzay köpeklerini soruyordu. Sovyetler Birliği ise deneklerini Moskova sokaklarında gezen, başıboş köpekler arasından seçmekteydi. Çünkü teoriye göre ev köpeklerindense sadece soğuk ve açlık gibi zorlu koşullar karşısında ayakta kalabilenler uzay mekiği mürettebatına uygundu. Bunun dışında boyutlarının küçük ama çok da ufak olmaması (7 kg’dan az, 35 cm’den kısa) gibi kriterler de sayabiliriz. Parlak renkli tüyler, fotojeniklik, iyi huy ise misyona katılabilmek için artı puandı. Bir de sadece dişi köpekler kullanılmalıydı. Fakat tüm bu köpeklerin gıyabında konuşmaya başlamadan bir milat belirlemeli; Rusların bu alandaki külliyatını Sputnik öncesi ve sonrası şeklinde ayırmalıyız. Zira tayin edeceğimiz dönüm noktası, uzay araştırmalarının basit uçuşlarla yapıldığı bir süreci kapsamakta ama köpekler aracılığıyla veri alma fikri hayata geçmiş durumda. Tabii bilim insanları, ‘balıklar yerçekimsiz ortamda yüzebilir mi?’, ‘uzay istasyonunda örümcek ağı oluşur mu?’ türünden soyut sorulara da cevap aramakla meşguller; canlı türlerinde köpeklere (böcekler ve maymunlardan sonra) aşama aşama ulaşıyorlar…

Yazının devamı QP NO:18 sayfa 97’de sizleri bekliyor.