Mare Nostrum Kökenİ

  • 134 SHARES

Mare Nostrum, Panerai’nin sıra dışılığının en bariz örneklerinden. Sadık Panerai hayranlarının bayıldıkları özgün üretim anlayışı ve hayata dönüşüyle, markayı da yeniden canlandıran 1940’lara ait bu prototipin son versiyonunu Simon de Burton inceliyor.

Yirmi birinci yüzyıl süresince, hiç olmadığı kadar iyi saatler üretildi, bu bir gerçek. Fakat Hublot Big Bang gibi istisnalar haricinde, bugün en çok satılan modeller de ihtişamlı geçmişleriyle pazarlanıyor.  Rolex Cosmograph Daytona’yı, Omega Speedmaster’ı, TAG Heuer Carrera’yı, El Primero mekanizmaya sahip herhangi bir Zenith’i, Audemars Piguet Royal Oak’u, Patek Philippe’in perpetual takvim kronograflarını ve Breitling Navitimer’ı düşünün. Liste tabii ki uzayıp gidiyor… Ve İtalyan donanmasının askeri saatlerinin tarihi üreticisi, 1997’de Vendome Group (artık Richemont) tarafından satın alınmadan önce arkasında hiçbir iz bırakmadan neredeyse kaybolan Panerai olmadan bu liste kesinlikle tamamlanmıyor.

PANERAI5

Markanın, Richemont tarafından satın alındığı ilk günden bu yana, adı duyulmamış bir saat üreticisinden son derece lüks bir saat markasına dönüşümüne yön veren Panerai’nin CEO’su Angelo Bonati, bir keresinde bana, Panerai’nin başarısının geçmişine yatırım yapmak ve saatlerini diğerlerinden farklı kılan önemli özelliklerden uzaklaşmaya direnmek olduğunu fark ettiğini söylemişti. (Sandviç kadranlar, yastık kasalar, patentli tepe koruma mekanizması gibi farklılıklar söz konusu.) Belli ki Bonati haklıydı. Bunun sonucunda, her ne kadar markanın göze çarpan saat üretim tarihi, ilk askeri saatinin 1936’da yaratılmasından 1950’lerin sonlarına kadar uzansa ve bu sürenin belli bir kısmı İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında markanın “inişe geçtiği” bir dönem olsa da, Panerai, ürünlerini büyük ölçüde tarihi bir perspektifle üretmeye ve pazarlamaya başladı. Orijinal biçimde neredeyse hiç üretilmemiş olan Mare Nostrum kronograf, böylece efsane haline geldi ve Panerai hayranlarının hayal güçlerini ateşlemek için yeterli oldu. 

“Bizim denizimiz” olarak tercüme edilebilen ve Romalılar tarafından Mısır ile İspanya’ya yapılan başarılı fetihleri ifade eden “Mare Nostrum”, İtalyan donanma filosunun İkinci Dünya Savaşı sırasında faaliyet gösterdiği Akdeniz sularına atıfta bulunuyor. Bu isim, Panerai tarafından imalat işlerinin önemli bir kısmını oluşturan torpido zamanlayıcılarının adı aynı zamanda. Hikayeye göre, 1942 yılında firmadan donanmanın güverte subayları için kronograf bir kol saati geliştirmesi istenmiş ve sonraki yıl firma az (bilinmeyen) sayıda, geniş, saatte 18 bin titreşimle çalışan eşapman ile birlikte Angelus Calibre 215 kolonlu çark koordinatörlü kronograf mekanizması barındıran 52 mm çelik kasaya sahip bir prototip üretmişti. Alışılmışın dışında ‘yosun’ yeşili rengindeki kadran sentetik cam ile korunurken, sade pirinç ibreler, indeksler ve Arabik rakamları (12, 3, 6 ve 9 konumunda) ışık saçması amacıyla Panerai’nin patentli “Radiomir” boyası ile kaplanmıştı. Vidalı tepesi ve kasa arka kapağı, Mare Nostrum’un denize elverişli özelliklerini daha da artırıyordu. Fakat İtalya’nın 1943’teki müttefik işgali, saatin üretime girmesini engelledi. Bu durum yarım yüzyıldan daha uzun süre sonra, prototiplerin koleksiyonerler tarafından büyük ölçüde toplanmasına yol açtı.

Bu saatlerin örnekleri piyasada çok nadir ortaya çıkmakta. Muhtemelen şu ana kadar satışa çıkarılanlar arasında en çok konuşulan örnek, Kasım 2005’te Christie’s Cenevre’de satıldı ve 132 bin İsviçre Frankı (100.955 Dolar) karşılığında Panerai tarafından satın alındı. Bu saat, markanın müzesinde önemli bir sergi parçası olarak hizmet etmenin yanı sıra, Mare Nostrum’un yeniden üretilen ve 2010’da SIHH’de lanse edilen yeni modeli için şablon olarak kullanıldı.

99 adetle sınırlı olan yeni model, kasa boyutları ve malzeme bakımından orijinaline çok yakın. Ayrıca Angelus ile hemen hemen aynı teknik özelliklere sahip olmasıyla birlikte modern çağın bir katkısı olarak kullanılan safir cam arka kasa kapağından bütün mükemmelliğiyle görülen Minerva yapımı bir mekanizma kullanıldı. PAM 300’ün perakende fiyatı 25 bin Euro civarında, neredeyse anında koleksiyonerlerin listelerinde yerini aldı ve şu sıralar orijinal, bozulmamış “kutulu ve belgeli” saatler ilk perakende fiyatının iki katından satılıyor.

Koleksiyonerlerin gösterdiği bu ilgi kesinlikle Panerai’nin bu yılki SIHH’de yeni bir Mare Nostrum serisini lanse etme kararının ardındaki etmendi. Bu sefer kasa, halen 52 mm çapa sahip olmakla birlikte, paslanmaz çelik yerine matlaştırılmış hafif titanyumdan yapıldı. Bu arada, kadranda orijinal modelin iki katlı yapısı korunmuş, fakat kahverengi deriden uygun şekilde kalın kayışla tamamlanan koyu çikolata tonunda bir yüzeye sahip. 

Bazıları yekpare, vidalı kasa arka kapağının daha önceki yeniden üretim ve geçen senenin özel üretim kronografları ile aynı olan, manuel kurmalı Minerva kalibreyi gölgede bırakmasından şikayet etse de, saat Panerai’nin 2015 ürün gamının sansasyon yaratan parçası oldu. (Sadece Panerai, ne olduğu bilinmeyen bazı sebeplerden, tarihi üreticinin günümüzdeki sahibi Montblanc olmasına rağmen Minerva mekanizmalar tedarik edebiliyor.)

Aslında, saat sahibinin istediği zaman son derece güzel finisajlı bu mekanizmaya göz atamaması gerçekten de çok yazık, ama orijinal 1940 tasarımına saygı nedeniyle yekpare yapılan kasa arka kapağının “özgünlüğünü” takdir edecekler olacaktır. Her halükarda, 39.500 Euro’luk yüksek fiyat etiketine rağmen (ki geçmişteki performansına bakılırsa, 10 yıl gibi bir süre içerisinde bu rakam iyi bir pazarlık ölçütü), 150 parçadan oluşan sınırlı üretimin hızla satılmasını engellemek mümkün gözükmüyor.

1943’ten kalma orijinal Mare Nostrum prototipi

1943’ten kalma orijinal Mare Nostrum prototipi

Eğer bu fiyat size çok yüksek geliyorsa ama bileğinizde bir Mare Nostrum taşıma fikri yine de hoşsa, bunu yapmanın potansiyel olarak daha uygun fiyatlı bir yolu var: 1993 ile 2000’ler arasında üretilmiş daha pratik ebatlı olanlardan birini satın almak. 

Bu saatler, Vendome’dan önceki Panerai tarafından eski donanma subayı Dino Zei kılavuzluğunda 30 yıldan uzun süren bir durgunluğun (1988’de üretilen tek bir prototip hariç) ardından saat üretimine geri dönmek için bir girişim olarak başladı. Panerai bu amaçla, genel satışa yönelik, bir Dubois Depraz kronograf modülü ile donatılmış ETA 2801-2 mekanizmalar ile çalışan, 42 mm’lik daha küçük Mare Nostrum kronograflar üretti.

Vendome öncesi Panerai Mare Nostrum

Vendome öncesi Panerai Mare Nostrum

1993 ve 1997 yılları arasında bunlardan 492 adet üretildiğine inanılıyor ve Hollywood’daki arkadaşlarına dağıtmak için 100 adet daha sipariş eden Sylvester Stallone’un ilgisini markaya çeken modelin bu olduğu düşünülüyor. 398 adet üretilmiş olan Vendome sonrası parçalarda “takimetre” kelimesi işlenmiş yumuşak köşeli bezeller kullanılmışken, “Vendome öncesi” adı verilen Mare Nostrum saatlerinin standart üretim versiyonları “km/h” işlenmiş çentikli bezelleri ile ayırt edilebilir.

Vendome öncesi (1993-1997) parçalar koleksiyoncuların en çok aradıkları modeller; mükemmel, orijinal durumunda korunmuş olanlar 14 bin Euro’ya kadar alıcı bulabiliyor. Gerçekte, 1997 sonrası saatler Vendome-Richemont’un kalite kontrolünden geçmiş oldukları için muhtemelen daha iyi üretime sahipler, fakat yine de yaklaşık olarak aynı fiyatlardan alıcı buluyorlar.

Bu modellerden herhangi birinin Mare Nostrum adını taşımayı hak edip etmediği tartışılır; özellikle de büyük olanın gerçekten iyi olduğuna inanıyorsanız.

PANERAI3

Panerai
Mare Nostrum Titanio

Fiyat: 39.500 Euro

Materyal: Matlaştırılmış titanyum

Mekanizma: Panerai OP XXV manuel kurmalı Minerva kronograf

Çap: 52 mm

Güç rezervi:  55 saat

Sınırlı üretim: 150 adet

PANERAI2