DALGA KULÜBÜ

  • 203 SHARES

Reform geçiren tahtası, kendine ait jargonu ve kıtaları aşan popülerliğiyle kurallarını doğanın belirlediği ekstrem spor…

Sörfe dair ilk yazılı belgenin 1779 yılına ait olması, Polinezya’da bu sporun antik dönemden beri var olduğu ve pratik edildiği gerçeğini değiştirmiyor. Kaptan James Cook’un bölgeye olan keşif gezilerinde tuttuğu günlüklerde kayda geçen sporun, ilk kez Tahiti’nin Kona kıyısındaki Kaelakekua koyundaki yerel halk tarafından yapıldığı fark ediliyor. Hawaiililerin, kendi dillerinde he’e’ana olarak adlandırdıkları sörf hakkındaki bilgi dağarcığı ise bu aktivitenin aslında savaşçılarının eğitiminin bir parçası olduğunu öğrenmeleriyle genişliyor. Sörf adına bir sınıf sisteminin oluşturulduğu plajlarda, yönetici sınıfın kullandığı plaj ve en iyi kaliteden sörf tahtalarını kullanamayan halkın, bu piramitte yükselmek ve prestij kazanmak adına spordaki becerilerini de geliştirmesi bekleniyor.

Sörfün yazılı kayıtlara geçmesi, bir anlamda kültürünün de tümüyle değişmesi anlamına geliyor. Batının keşfettiği her bölgede olduğu gibi kendi yaşam biçimlerinden feragat etmek durumunda bırakılan halk, 1820 itibariyle ata sporu sörfle arasına mesafe koymak durumunda kalıyor. Kalvinist kültürün getirdiği kısıtlamalarla beraber yerel halkın daha az zaman ayırabildiği spor ise, Hawaii’yi yeni keşfedenlerin radarına takılmadan edemiyor. Nitekim 1860’larda adayı ziyaret eden Mark Twain, Roughing It adlı kitabında sörf deneyiminden şu şekilde bahsediyor: “Sörf denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Her ne kadar sörf tahtasını doğru konumlandırsam da, üzerinde bensiz bir şekilde kıyıya vurması bir saniye bile sürmedi. Bende aynı süre içinde birkaç varil su yutarak dibe vurdum.”

1900’lerin başında özellikle Honolulu’da bulunan Waikiki plajı çevresinde yeniden canlanmaya başlayan sörf, ardı ardına açılan kulüplerle yeniden güç kazanmaya başladı. Waikiki Swimming Club ile başlayan bu furya, Jack London’ın adayı ziyaret etmesi ve sörf hakkında A Royal Sport: Surfing in Hawaii adlı bir makale yayınlamasıyla iyice bir merak unsuru haline geldi. Bu dönemdeki ironik gelişmelerden biri ise, 1908 yılında Amerikalı Alexander Hume Ford’un bölgede spora dair ilk modern oluşum olarak kabul edilen Outrigger Canoe and Surfing Club’ı açarken, sörfün pr’ını yapıp, kulübün sadece beyazlara özel tutulmasıydı.

Yazının devamını QP No:26 114. sayfadan itibaren okumaya devam edebilirsiniz. QP’ye abone olmak için ise abone@qpmagtr.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.