“CLICK.”

  • 101 SHARES

Leica’nın bir arzu nesnesi mi yoksa fonksiyonel bir kamera mı olduğunu sorgulayarak markanın tarihi geçmişine değiniyoruz.

İçerisinde bulunduğumuz yüzyıl, ‘Leica’nızla mı yoksa Leica’nızı mı fotoğraflamak daha etkili’ dilemmasını her Leica sahibinin masasına koyuyor. Tabii tüm yazım kurallarını alt üst ederek 3 kez Leica’ladığımız bu cümlenin, 99 probleminizden biri olması için, öncelikle koleksiyonunuzda azami, bir adet Leica bulunması gerekiyor. Anahtar kelime koleksiyon olduğunda, haliyle son teknoloji bir model yerine tarihe yatırım yapmak istemeniz kaçınılmaz.
Neyse ki şu an lüks moda ve tasarım evleriyle iş birliği yaparak dijital fotoğraf dünyasının demir tahtına oturan Leica’nın manuel dünyadan ayrılışı tahmin ettiğiniz gibi hayli zor oluyor. Öyle ki markanın ilk dijital girişimi 2006’da ilk kompakt full-frame’lere ev sahipliği yapan M serisine kattığı M8 ile gerçekleşiyor. M7’ye kadar olan modeller ise malumunuz analog tecrübesini olabildiğince modern teknolojiyle kullanıma sunuyor. 2006’ya kadar geçen süreç boyunca analog üretimine devam eden marka, varlığının finansal tarafının büyük bir kısmını Panasonic’in lens tedarikçisi sıfatına dayandırıyor. Zira hem ürün tasarımı hem de lens kalitesi tarafında birkaç yüzyılın temel taşı olan bir ikonun perde arkasında kalması gün sonunda abeste iştigal ediyor…
1920’lerde Ernst Leitz’in girişimiyle tarihin bir parçası olan Leica, kişisel kullanıma geri dönüşünün ve tahtı ele geçişinin birkaç sene ardından eski rakibi Zeiss’i de yarışa girmesi için teşvik ediyor. Cümle sonuna sarkazm ekleyiniz.
1913’teki bisiklet gezilerinde manzara fotoğrafları çekebilmek için Oskar Barnack’la beraber kompakt kamera prototipleri üretmeye başlayan Leitz, yazılanlara göre hikayenin başında ileri görüşlü girişimciden ziyade optik üretimine gönülden bağlı bir yarı dahi. Daha geniş kitlelere hitap etmek isteyen ve ürününe güvenen heyecanlı isim boşluğuna, çırak Oskar’ın ismini ekleyiniz. Zira hikaye, biraz bilindik aile sineması kıvamında.
Patronu Ernst’e Leitz II (namı diğer Leica I) prototiplerini üretmek için günlerce dil döken Oskar sonunda 1923’te ısrarlarının meyvesini yiyor ve 1925’te Leica I’in üretimi tamamlanıyor. 31 kamera denenmesi için fabrika dışındaki fotoğrafçılara veriliyor. Denemeler tahmin edeceğiniz üzere büyük bir başarıyla sonuçlanıyor. Şimdiye kadar çözmüş olmalısınız, hikayede sınırları zorlayan isim hep Oskar olacak. Bu başarının ardından, çırak gözünü yeni bir inovasyona dikiyor ve patronunu, küçük negatif büyük baskı fotoğraf konseptini üretmeye zorluyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında, çekilen birçok fotoğrafın arkasında ismi olan Leica, aynı zamanda savaş boyunca Yahudileri çalıştırması ve ailelerin Almanya’dan kaçmalarına yardımcı olmasıyla da bir nevi Schindler’s List vari bir geçmişe sahip. Leica Freedom Train adı altında bir kaçış operasyonu başlatan Ernst Leitz II ve kızı Elsie Kuehn Leitz’in girişimleri sanırım, şu an birkaç ay öncesine kıyasla çok daha anlamlı. (Charlottesville Virginia’ya selam olsun.)
Köklü tarihi ve hala bugün rakip tanımayan teknolojisi bir yana (lütfen iPhone 7 ile Leica’yı karşılaştıran makaleleri ivedilikle es geçiniz) haliyle tüm Leica ailesinin bir koleksiyon parçası olmasında rol oynayan kelimeler arasında biraz materyalist biraz prestij içeren biraz da popülist göndermeler var. Bildiğiniz üzere fiyat etiketi mütevazı bir sanat eseri ya da antik bir obje ile yarışan Leica’lar, prestij tarafını hemen hemen her Magnum Photos üyesi ikonik fotoğrafçının boynunda sallanmasına borçlu. Eh popülizm tarafını çözmek için dahi olmanıza gerek yok, Central Park’ta çocuklarını fotoğraflayan Seal’den, Angelina’yı kamerası karşısına alan Brad’e, Daniel Craig’den, Jude Law’a Louis C.k’den Miley Cyrus ve Dakota Fanning’e uzanan uzun listeyi Instagram’da takip ettiğiniz isimlerle destekleyiniz ve şimdi alttaki ikonografiden koleksiyonunuza uygun bir Leica seçiniz.

Fotoğraf kredisi: Magnum fotoğrafçısı René Burri’nin Leica kamerasıyla çektiği bir fotoğraf. Mexico City. San Cristobal. 1976. Stable, horse pool and house (1967-68) by Luis BARRAGAN (and Andres CASILLAS).