AYDINLANMA KAİDELERİ

  • 527 SHARES

Işık temel bir ihtiyaç. Keza, fonksiyonel yaklaşımla şekillenen ve aynı zamanda objet d’art işlevi gören tasarım fikstüründen aydınlatmalarla yapılmış “Top 3” listesi de öyle…

Tasarım tarihçeleri, doğru aydınlatmanın önemine yapılan vurgularla; tasarımcı, iç mimar ve dekoratörlere ait özdeyişlerle dolup taşıyor. “Işıklandırma bir mekanı vezir de eder rezil de” olarak özetleyebileceğimiz bu fikir bütününün ardında, ışık ve onun insan psikolojisine olan etki ve beraberinde getirdiği tepki mekanizması var. Bir tasarım objesi olarak aydınlatma, elektriğin devreye girdiği bir senaryoda hiçbir dekorasyon objesinin yaratamadığı bir süper güce; içinde bulunduğumuz mekana dair bize bir perspektif kazandırma özelliğine sahip. Ne yazık ki bir koltuk veya bir masa için, tasarım notu 10 üzerinden 10 olsa da, bu tip bir çıkarım yapmak mümkün değil.

Bu fikri geliştirecek argümanları sunmadan önce konunun en başına dönecek olursak, ampulün tarihçesinin sadece 1879’a dayandığına dair ufak bir hatırlatma yapmak gerekiyor. Thomas Edison, icadının patentini alana kadar yaptığı bin küsur denemeye ithafen, “Bin kez başarısız olmadım; ampül bin adımda ulaşılan bir icattı” diyordu. Edison’ın bu sözü, insanoğlunun inorganik ışıkla olan ve çok da eskiye dayanmayan bağları hakkında yeterince fikri içinde barındırıyor… Peki insan algısı ile bu kadar içli dışlı olabilen ışık kaynakları, nam-ı diğer ideal aydınlatma tasarımları nasıl olmalı? Soru-cevap şeklinde ilerleyip Amerika’yı yeniden keşfetmektense, örneklendirme tekniği ile bu sorunun cevabını bulan tasarımcılar ve tasarımlarıyla ilerleme niyetindeyiz. Zaten bu aydınlatmaların ar-ge süreçleri ve tasarımcılarının yaşadığı aydınlanmalar, kestirme yoldan bizi aynı noktaya çıkaracak.

“Mobilya veya halı, evdeki her eşya ışıklandırmanın konumlandırması ile karşılaştırıldığında önemsiz kalıyor. Bir odayı aydınlatmak maliyetli değil ama kesinlikle kültür gerektirir. ” Ampulün olmasa da, aydınlatma tasarımında ışık teorisinin mucitlerinden Danimarkalı Poul Henningsen’in bu sözleri, 18 yaşından beri ışık ile deneyler gerçekleştiren ve ışıklandırmaları aracılığıyla ortama harmoni kazandırmaya çalışan tasarımcının felsefesini özetliyor. “Top 10” listelerini zorlayan kült aydınlatmalarından birini seçmek zor olsa da, kendi adını taşıyan PH ile yola devam etmek daha doğru olacak.

Yazının devamını QP No:29’da 96. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.