QP Türkiye - Leading Luxury Journal

QP, saatler konusunda dünyanın en iyi gazetecilik ve en heyecan verici canlı etkinlikleri için bir merkezdir. QP dergisinin online websitesidir.

Saat Kültürü

PIAGET’NİN İNCE KARARLARI

2017’nin son çeyreğine girdiğimize göre, yıldönümlerine ithafen çıkarılan tasarımlardan aklımıza en çok yer edenleri sıralayabiliriz. Başlarda 60. yılıyla Piaget Altiplano var. Mart’tan beri unutmuş muydunuz yoksa?

50’ler tarihte kutlama anlamını da taşıyor; II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle, giyim tercihinden sosyal alışkanlıklara kadar görülen pek çok değişim söz konusu. Ve o dönemdeki değişiklikler yüksek saatçiliği de kapsıyor. Örneğin Piaget, bugün imzası olarak andığımız ince kalibrelerini 50’lerde üretmeye başlamıştı. Maison, 1957’de “ultra-thin” sıfatını hep taşıyacağı bir devre girdi. Buna sebep olan, 2 mm kalınlığındaki elle kurmalı meşhur kalibre 9P idi. 9P, Basel saat fuarında tanıtıldığı haftada hayli dikkat çekti.
Ardından çıtasını yükseltip 1960’da dünyanın (o zamanki) en ince otomatik mekanizması olan 2.3 mm kalınlığındaki 12P piyasaya çıktı. 1874’te kurulduğundan beri kendi sektör çevresinde ince kalibrelere olan el yatkınlığıyla bilinen marka, böylece Valentin Piaget’nin fikirleri sayesinde bu algıyı meşrulaştırmış oldu.
Yüksek saatçiliğin o yıllardaki bu tür ince gelişmeleri, kreatif bir perspektif oluşmasını sağladı; geniş kadranlardan madeni para bazlı kadranlara ve hatta değişik kasa formlarına kadar, yeni saat tasarımları ortaya çıktı. Piaget de bu alandaki iki güçlü kalibresi sayesinde, modern saat yapımcılığı tarihinde önemli bir karaktere dönüştü. Ve 9P ile 12P arasındaki segmentasyonunu, 12P’yi yalnızca erkek modellerinde kullanarak yaptı. 60’lardaki pazarlaması “uluslararası elitlerin saati” olarak yapılan ultra-ince Piaget saatler, popüler kültüre zanaatkar bir edayla adapte oldu: Yakut, kaplan gözü, malakit, mercan, oniks, yeşim ve lacivert taşı gibi materyaller kadranlarda kullanıldı. Ve bu gibi çağın eğilimlerine seslenebilen adımlarla, zaman içerisinde Piaget kendine dominant bir “dress watch” kalesi inşa etti.
Bu ince karakterleri bir koleksiyon altında birleştirmesi için de uluslararası repütasyonunu artırmayı bekledi. 1979’da lanse ettiği Polo koleksiyonunun 19 sene boyunca topladığı övgülerden sonra, nihayet Altiplano koleksiyonu 1998’de doğdu. (daha&helliip;)

Dosya

HERGÉ’NİN TIN TIN’Lİ MACERALARI

Orijinal adıyla ‘The Adventures of Tintin’in yaratıcısı olan Hergé’nin çizime olan tutkusu zorlu sınavlardan geçer not aldı ve Tenten en nihayetinde Belçikalı çizerin ilk gün kurduğu kalıba sığmayı başardı.

Her sayı öncesinde yaptığımız konu toplantılarında genellikle kararsızlıklar başını alıp gider; haberleri, trendleri, dosya konularını belirlerken bir saatlik toplantı bazen tüm günümüzü alır. Bu sayı özelinde karar sıkıntısı yaşamadığımız yegane konu Tenten oldu; neredeyse 90 yaşında olan karakterin ailesini, yaşını ya da gazeteci olmasına rağmen neden elle tutulur bir makale yayınlamamasını sorgulamadığımız gibi QP Türkiye’de bulunması gerekliliğini de sorgulamadık. Bu duruma toplantı sırasında gözümüze takılan ve Genel Yayın Yönetmenimiz Beran Toksöz’ün bin bir zorlukla Brüksel’den getirdiği Profesör Turnusol’un Ay roketi ya da benim ne zaman biriktirmeye başladığımı hatırlamadığım sayısız Tenten albümü sebep olmuş olabilir, ayrıca bu yazı saat incelemelerimizde benimsediğimiz objektif tutumla paralellik göstermeyebilir.
Hergé (Georges Prosper Remi) 1925’teki mezuniyetinden sonra École Saint-Luc sanat okuluna kayıt yaptırdı ancak ayrılması için tek derse girmesi yeterli oldu. 18 yaşındaki genç adam çizimlerini paraya dönüştürebilecek bir arayış içerisindeydi. Bu sebeple faşist lider Mussolini’nin imzalı fotoğrafını ofisinde bulunduran Norbert Wallez’in başında olduğu Le Vingtième Siècle gazetesinde küçük bir işle sektöre atılmayı kendine fazla sorun etmedi. (18’indeyken savaş sonrası Nazi sempatizanı olmakla suçlanacağını düşünmemişti). (daha&helliip;)

Yeni saat

KOD ADI: RM 70-01 TOURBILLON ALAIN PROST

Bu saati aldığınızda aynı zamanda bir bisiklet sahibi olacağınızı da biliyor musunuz? Alan Proust şerefine tasarlanan bir saatten de bu beklenirdi.

Saat dünyasının spor dallarıyla olan flörtleşmeleri meşhurdur. Richard Mille markası içinse yeni takıntı bisikletçilik.Ünlü formula pilotU Alain Proust’un emekliliğinde keşfetti bisiklete binme hobisi dostu Richard Mille tarafından sadece 30 adet üretilen özel bir koleksiyonla vurgulanıyor. RM 70-01 Tourbillon Alain Prost, Mille’in de belirttiği gibi saatçilik ve bisiklet gibi modernizasyona hızla ayak uyduran iki farklı branşın bir kollaborasyonla kutlanması gerekiyor ve bunun en başarılı yöntemi ise bir saat tasarımı olarak belirleniyor.Dostluklarındaki güven duygusuyla Alain Proust tasarım sürecinde yorumlar da bulunsa da fikirlerin çoğu Richard Mille’e ait. Bisikletçinin hareket kabiliyetini engellemeyecek şekilde tasarlanmış kasası sadece sağ bileğe takılmak üzere üretilmiş bu yüzden saatin asimetrik kasasını incelerken bir mantığa oturtmak mümkün. Aynı zamanda mil sayım özelliğine de sahip 70-01, bisiklet kullanıcılarına bir saatten fazlasını vaad ediyor. Bu bisiklet klubunün bir ğyesi olmak istiyorsanız hızlı davranmanızı öneriyoruz.

Moda

J.W. ANDERSON X CONVERSE

Converse’in işbirliği kervanına katılan en yeni tasarımcı J.W Anderson. Logomania’nın yükselişe geçtiğinin bir kanıtı da görmüş olduğunuz tasarım.

J.W Anderson bu sene Uniqlo’yla yapacağı işbirliğinden sonra hiç ara vermeden Converse’le de güçlerini birleştireceğini duyurdu.
Klasik Chuck Taylor modelinin boyunlu versiyonunu kişiselleştirmeyi seçen Anderson’ın koleksiyonunda markasının logosuyla kaplı ve üç renkli modelleri bulunuyor. Anderson’ın sözleriyle bu işbirliği: “Converse üretildiği ilk günden beri stil ve kültür dünyasında radikal bir etki yaratmış bir marka. Markanın dünyası kontrastları ve benzerlikleriyle bir tasarımcı için hayal gibi bir kültürel platform yaratıyor.”. Tasarımcının provokatif tasarımları Converse’in dünyasına adapte olmakta hiç zorluk çekmiyor ve markalar arasında organik hissi veren bir bağ yaratıyor. Amaç klasik Converse silüetlerine bağlı kalıp, feminen ve maskülen çizgileri bir arada sunabilmek. Cinsiyetsiz bir ayakkabı modeli de bunun için uygun bir beyaz kanvas görevi görüyor. Tasarımların renk dengesinde maskülenllik hissedilirken sim gibi malzemelerin kullanımıyla feminen nüanslara başvuruluyor.

Sanat

AİLE BOYU GUGGENHEIM

Bauhaus vesilesiyle tanışan bir çift Albers’ler. Şimdi işleri eşzamanlı olarak Guggenheim New York ve Guggenheim Bilbao’da sergileniyor.

Aralarındaki aşk Bauhaus’da birlikte okurken Josef Albers’in o zamanki adıyla Anni Fleischmann’a Giotto’nun “Flight to Egypt” tablosu baskılı bir Christmas kartı yollamasıyla başladı. 3 sene sonunda evlendiler ve birbirlerinin kreatif habitatlarına müdahale etmeden 50 yıl boyunca mutlu mesut yaşadılar. Şimdi bu birlikteliğin anısına Guggenheim New York ve Bilbao’da sanatçı çiftin işlerine yer veriliyor. “Anni Albers: Touching Vision” sergisi 14 Aralığa kadar Bilbao’da görülebilirken, Josef Albers’in Mexico sergisi 18 Şubat 2018’e kadar devam edecek. Her iki sergiden de kısaca bahsetmek gerekirse: Anni Albers’in sanat yaşamını dokumacılığa adadığı bir gerçek. Bilbao’daki sergide de sanatçının farklı dönem koleksiyonlarından dokuma eserleri bir araya getiriliyor. Sergiyi gezerek Albers’in sıklıkla kullandığı tekrarlayan motifler ve fikirlerin farkındalığına ulaşmak mümkün. Sanatçının eşi Josef Albers’in Solomon R. Guggenheim Museum’daki işleri ise “Josef Albers in Mexico” adıyla sergilenmeye 3 Kasım’da başlanacak. Albers’in bazıları hiç görülmemiş fotoğraflarını paylaştığı bu sergide Meksika’yla olan bağı ve bunun resimlerine yansıyışı arasındaki ilişkiden bahsediliyor. Gerçek bir Meksika hayranı olan Albers’in ülkeyi sayısız ziyaretlerinde çektiği fotoğrafları soyut tablolarını okumak için gerekli bir referans noktası.

GÜNCEL İÇERİKLER

Tasarım

SINGIN’ IN THE RAIN

Çünkü bu şemsiyelerin amacı bu. Happy Swedes markası yağmurun kasvetli havasını üstünüzden atıp tasarımlarıyla gününüzü aydınlatmayı hedefliyorlar.

İsveçlilerin dünyanın en mutlu vatandaşlarından biri olduklarını biliyorduk. Bu mutluluğu şemsiye tasarlarken de göstermek istemişler ki adıyla müstesna “Happy Sweeds” markasını kurmuşlar. Markanın hikayesini kısaca anlatmak gerekirse Brooklyn’de kağıt uçak uçuran çocukların yağmur başlaması üzerine uçakları düzeltip kendilerini korumak için kullanmasına dayanıyor. Bu yüzden de markanın ilk tasarımı “Brooklyn Bridge” ismini taşıyor. Yağmuru esprili bir şekilde karşılayan çocuklar gibi Happy Sweeds de tasarımlarında bu tavrı kullanmayı seçiyor. Yağmurlu havaya inat şemsiyelerinin iç astarında mavi gökyüzü, ilkbahar çiçekleri ve illüstre edilmiş şehir haritaları barındıran tasarımlar İsveçe münhasır minimal tasarım dilini kullanmaktan vazgeçmese de şemsiyelerin iç yüzünde bu anlayıştan feragat edebiliyorlar. Şemsiyelerin online satışı markanın web sitesi www.happyswedes.com’da satışta. Bizim favorimiz Stockholm ruhunu taşıdığı için Stockholm haritasının illüstre edilmiş versiyonu peki ya sizinki hangisi?

Genel Teknoloji

NEDEN BİR FERRARI F355 ALMALISINIZ?

60’lardan milenyuma kadar geçen süredeki Ferrari çağının son gerçek üyesi, Pininfarina’nın en kayda değer tasarımı ve F1 teknolojilerinin gerçekten kullanıldığı ilk yol otomobili. Ayrıca otoritelere göre şimdiye kadar üretilen bütün araçlar içerisinde en güzel tınıya sahip parça.

60’lardan milenyuma kadar geçen süredeki Ferrari çağının son gerçek üyesi, Pininfarina’nın en kayda değer tasarımı ve F1 teknolojilerinin gerçekten kullanıldığı ilk yol otomobili. Ayrıca otoritelere göre şimdiye kadar üretilen bütün araçlar içerisinde en güzel tınıya sahip parça.

Kesinlikle duygusallıkla ilgisi yok, F355 ilk hayalimdi diye söylemiyorum, bana kalırsa 512 de büyük bir çekiciliğe sahipti, hatta 280 GTO birçok sanat eserinden çok daha cezbediciydi. Fakat bu otomobillerin içine oturduğunuzda, direksiyon simidini kavradığınızda günümüz otomobillerindeki fonksiyonelliği alamıyordunuz. 280 GTO ve 512 farklı dönemlere ait olsalar da her ikisi de Ferrari’nin altın çocuklarıydı, tıpkı F355 gibi. F355’in farkı çocukluğumuzdaki Ferrari tutumunun son temsilcisi olmasıydı, öncüllerine oranla avantajı ise hem günümüz şartlarına yakın pratikliği hem de sürüş keyfi anlamında rakiplerinden geri kalmamasıydı. Kabul edelim ki onun bir Ferrari olması demek performans anlamında bugünkü otomobillerden daha iyi rakamlar yakaladığı anlamına gelmiyordu. Ancak arka tarafınızda yer alan V8’in sesi bir F1 otomobili hissini uyandırmaya yetiyordu. Aracın ortasında konumlandırılan motor 380 hp güç üretebiliyordu, vites geçişleri vintage otomobillerdeki dişli hissini yaşatırken aynı zamanda kullanıcıyı yormuyordu. (daha&helliip;)

Saat Kültürü

OMEGA ÜÇLEMESİ

Omega geçmişinde yad edilecek bir yıl varsa şüphesiz 1957’dir. Neden diye soracak olursanız aşağıda sizleri uzun bir açıklama beklemekte.

Bir saat markasının aynı yıl içinde üç tane külte dönüşecek modeli piyasaya sürmesi çok görülmüş bir olay değildir. Omega’nın 1957 yılında çıkardığı Speedmaster, Seamaster ve Railmaster modelleri aradan geçen 60 yılın ardından hala yerlerini kimseye kaptırma niyetinde değiller. Omega da saatlerin bu azmini bu seneki Baselworld’de tanıttığı sınırlı sayıda üretilen Trilogy setiyle takdir etme kararı almış. Koleksiyon yaratılırken, Omega ilk defa kullandığı özel bir dijital tarama teknolojisinden yardım alarak döneme ait saatlerin kesitlerini ve ölçülerini birebir hesaplayıp bu verilere bağlı kalarak modelleri revize etmekten çok vintage’laştırıyor diyebiliriz. Bu teknolojiyle birlikte elde edilen sonuçlar yeni tasarımlar için şablon görevi görüyor. Sadece küçük revizyonların yapıldığı üç model tasarlanırken temel amaç “Class of 1957” ruhuna sadık kalabilmek. Saatleri incelediğimizde belirtmeden geçemeyeceklerimiz ise; siyah kadranlardaki tropikal detaylar ve her üç saatin de retro logolarının birbirinden tümüyle farklı olması. Bu da markanın 50’lerde üreticilerinin logoyu nasıl kendilerine göre yorumladığına dair küçük bir gönderme.

Koleksiyondaki her modeli teker teker analiz edecek olursak; satışa sunulan ilk Omega Seamaster 300, adından da anlaşılacağı üzere suya dayanıklılığıyla adından söz ettirirken, siyah kadranı, eski zamanlarda İngiliz hükümetine ait mülkleri işaretlemekte kullanılan broad arrow formundaki ibresi, çift yönlü dönen ve dalış süresini ölçen bezeli ve üçgen şeklindeki indeksiyle kısa zamanda popülerlik kazanan bir modeldi. (daha&helliip;)

Genel Sanat

BU BİR SAAT HABERİ DEĞİLDİR

A. Lange & Söhne’ye olan bağlılığımız sorgulanmasın, sadece bu haberde saatin altındaki resimden konu açıp Jeanne Mammen’den bahsetme niyetindeyiz.

Jeanne Mammen, 1920’lerde Berlin’deki şehir hayatını resmettiği eserleriyle biliniyor. Fakat sanatçının eserleri, esasen politik ve sosyal değişimleri grafik olarak yansıtıyor. Berlinische Galerie ilk kez 1997’de yalnızca 20’lere odaklanan bir Mammen retrospektifi düzenlemişti. Şimdi yine Berlinische Galerie’de düzenlenen ve 15 Ocak 2018’e kadar gösterimde olacak “The Observer Retrospective (1910-1975)” ise, 120 eserle, adından da anlaşılacağı üzere sanatçının tüm kariyerini ele alıyor. Sanatçının 1920’lerden yağlı boya ve sulu boya tabloları ve Nazi döneminden Kübo-Futurizm işlerinin yanı sıra çizimleri, illüstrasyonları, kostüm tasarımları da sergileniyor. Sanatçının işlerinde tek bir akıma bağlı olmayışının altını çizen retrospektif, hayatından da enstanteler sunuyor.

(Yukarıdaki görsel: Jeanne Mammen, Before the Komödie on Ku’damm, Night, 1930, parşömen üzeri sulu boya ve kurşun kalem, 35.6 x 48.6 cm.)
A. Lange & Söhne Lange 1 Time Zone: Elle kurmalı kalibre L.031.1 ile çalışan pembe altın modelin kasa çapı 41.9 mm. 72 saat güç rezervi olan ve 24 zaman dilimine ayrılmış world time diskine sahip saatin fiyatı ise,
47.200 Euro.

QP Seçti

KOKULARIN MELODİSİ

Bir markayla aranızda bir bağ kurduğunuzda onu hayatınızın her alanında görmek insana ayrı bir mutluluk veriyor. Aesop’un habitatlarımıza sızmak için seçtiği en akılda kalıcı yöntemi açıklıyoruz.

Bir besteyle bir oda kokusunu tanımlamak mümkün olabilir mi? Aesop, yeni oda kokularında bu sorunun cevabını arıyor. Patti Smith’in kendisi gibi besteci ve müzisyen kızı Jesse Paris Smith’in, yaratılışı iki seneyi bulan bu üç oda kokusu için yarattığı 3 ayrı beste bulunmakta. Nasıl ki her kokunun üst, orta ve alt notası bulunuyorsa, Smith de bu mantığı bestelerine uyarlıyor ve bu üç kokunun algı alanını genişletmekte markaya yardımcı oluyor. Bu oda kokuları aslında etrafımızı çevreleyen fiziksel alanı yeniden tanımlamak için yeni bir method. Aesop’un habitatlarımıza sızmak için seçtiği en akılda kalıcı yöntem. İsimlerini antik Yunan şehirlerinden alan üç oda kokusu da farklı burunlara hitap ediyor. Isthros, floral notaları tütün ve sandalağacıyla harmanlayıp klişeleşmeye müsait notaları kendi içinde özgünleştirirken, Cythera da paçuli, sardunya ve tütsünün karakteristik kokuları ağırlık hissi yaratmadan odayla kolayca bütünleşiyor. Olous ise içindeki greyfurt, yasemin ve kakule özleriyle yazın deniz sonrası alınan duş kadar ferahlatıcı bir etkiye sahip. Marka her kokudan iki üç fıs, odada 3 saat kalıcılık vaad ediyor.

Müzayede

COMMANDER’S WATCH’IN SIRASINDA ACABA KAÇINCISINIZ?

Temmuz ayında çıkmasına rağmen sınırlı sayıda üretildiği için aklı onda kalan çok kişi var. The Seamaster Diver “Commander’s Watch”, Christie’s’de online bir müzayedede tekrar sizlerle.

James Bond’a ithafen sınırlı sayıda üretilen Omega The Seamaster Diver “Commander’s Watch”ın yarattığı etki filmleriyle eşdeğer oldu. Hatta arz-talep dengesindeki sapma yüzünden üretildiği sene adına bir müzayede düzenlenecek kadar rakipsiz. Commander’s Watch koleksiyonun ruhuna yakışan bir şekilde Sea Master ailesine ait. Teklifleri koleksiyonun çelik, altın ve beyaz kasa modellerinin tümü için verebilmek mümkün. 3 Ekim’de başlayan online müzayede, 17 Ekim’e kadar devam edecek. James Bond’un İngiliz donanmasındaki görevinden ilham alınarak tasarlanmış modele adını veren ise karakterin sahip olduğu Kraliyet Donanmasının Komutanı ünvanı. Nato kayışı ve saniye kolunun ucundaki 007 işlemesiyle James Bond tutkunlarını kalbinden yakalayan modellere verilen teklifleri dakika dakika Christie’s’in internet sitesinden takip etmek mümkün. Nato kayışın yanında modele göre materyali değişen bileziklere de sahip olan modeller koleksiyon için özel tasarlanmış bir kutuda satışa sunuluyor. Teklif vermek için hala geç değil, bu haberden sonra hemen tıklamanız gereken site ise: www.onlineonly.christies.com.

Tasarım

SAFETY FIRST

Başlığımızda ciddiyiz ama burada Hedon kasklara yer vererek daha çok bunu en stil sahibi şekilde nasıl gerçekleştirebiliriz sorusuna cevap veriyoruz.

Evet motor kullanan herkesin kendini bir nebze daha cool hissetmeye hakkı olduğu bir gerçek. Ama gerçekten cool olmayan birşey varsa o da kasksız motor kullanmak. Bu statüsünden vazgeçmek istemeyenleri Hedon markasıyla tanıştırmak istiyoruz. Hedon, hedonizm sözcüğünden türetilmiş ve motor zevkini tatmin etmek isteyenlere korunmayı da akıllarından çıkarmamaları için vintage ve yeni tasarım füzyonuyla cool kasklar üreten bir marka. Geleneksel zanaatkarlığı da modern teknolojiyle kombinlemeyi başaran iki tasarım ve kask eksperi tarafından 2011 yılında kuruluyor.Tasarımlar, motor zevkini yerle bir eden estetik yoksunu kasklara bir manifesto. Marka, nostaljik ögeleri kullanarak kaskın estetik seviyesini yükseltirken, teknolojiye verdikleri önemle kaskları sadece görüntüden ibaret olmaktan kurtarıyor. Hedon’un internet sitesini bir inceleyin deriz.

Seyahat

FLORANSA’DAN UZAKTA

Haftasonunu nerede geçirsek diye şimdiden düşünmeye başlayanlar için önerimiz Michelangelo’nun mimarisinde birebir çalıştığı ve Machiavelli ailesi için tasarlanmış olan San Casciano’daki Villa Mangiacane.

Haftasonu şehirden kopmayıp çok da içinde olmamak istiyoruz. Çoğu zaman da seçimimiz bunu kendi şehrimizde yapmamaktan yana. Floransa’da tüm turistik kalabalıktan uzaklaşıp kafa dinlemek isteyenlere Güney Floransa’ya yakın San Casciano’daki Villa Mangiacane’yi bir kenara not etmelerini istiyoruz. Üzüm bağları ve zeytinlikler arasında saklanmış bu eski villa, Machiavelli’nin Prens’ini yazdığı bir atmosfere ve Michelangelo’nun elinin değmiş olduğu bir mimariye sahip. Spa randevuları, bağ gezileri ve aşçılık dersleri dışında yapabilecekleriniz biraz sınırlı dolayısıyla bir noktada mutlaka dinlenmeye odaklanıp Toskana manzarasının tadını çıkaracağınız kesin.(Çok sıkılırsanız Floransa’ya sadece 20 kim uzaklıktasınız, unutmayın.) Tüm bu tarihi ruhu ve huzur verici atmosferiyle Villa Mangiacane kesinlikle bir hafta sonu kaybolmak isteyeceğiniz bir destinasyon.

Moda

JEAN-PHILLIPE DELHOMME X MONCLER

Kayak sezonuna daha çok var demeyin, bazı kapsül koleksiyonlar bekletmeye gelmez. Jean-Phillipe Delhomme’un Moncler için yarattığı tasarımlar da bunlardan biri.

Jean-Phillipe Delhomme’in esprili illüstrasyonlarını Moncler tasarımlarının üstünde ilk kez görmüyoruz. Sanatçı, markanın İlkbahar-Yaz 2017 koleksiyonu için de illüstrasyonlarını mevsime uyacak şekilde St. Tropez ve Venice Beach’e Moncler tasarımları üzerinde gönderirken, yeni sezon için onları mevsime adapte etmeyi unutmamış. Moncler’i Moncler yapan montlarının üzerindeki çizimlerse bu kez Cortina, St Moritz and Gstaad’da seyahat etmeyi seçiyor tıpkı sahipleri gibi. Sonuçta hikayesi dağlarda başlayan bir markanın ruhunu anlamak için bu adreslerden daha uygun destinasyonlar düşünemiyoruz. Daha çok Aprés-ski keyiflerinize eşlik etmek için tasarlanmış montlar ve kazaklarla tüm sıkıcı renkli montlar arasında fark yaratacağınıza eminiz.