QP Türkiye - Leading Luxury Journal

QP, saatler konusunda dünyanın en iyi gazetecilik ve en heyecan verici canlı etkinlikleri için bir merkezdir. QP dergisinin online websitesidir.

Röportaj

RIFAT SARICAOĞLU

Basketbolu, otomobil sporlarını ve yüksek saatçiliği her an hayatın içinde tutan Rıfat Sarıcaoğlu, zamanı nasıl kontrol ettiğini ve iyi bir yarışçı olmak için gereken ipuçlarını açıkladı.


Üniversitede bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun oldunuz, eski milli basketbolcusunuz ve otomobil yarışlarında 10 yıl boyunca yarışıp 2011’de Türkiye Şampiyonluğu elde ettiniz. Bir erkeğin en çok keyif aldığı şeylerin çoğunu yapmışsınız, peki çocukken hayalinizde ne vardı?
Çocukken makine mühendisi olmak gibi bir hayalim vardı, daha sonra genç yaşlarımda NBA’de basketbol oynamayı hede edim. Bunun ertesinde de insanlığa hizmet edebileceğim iki sektör olan sağlık ve eğitime dair bir şeyler yapmak istedim. İki sektörde de çalışma fırsatım oldu.

Basketbol serüveniniz nasıl başladı?
10 yaşındayken Aydın’ın Nazilli ilçesinde sepete basket atarak başladı aslında, babam ben 12 başındayken ABD’ye taşındı. Ben de oraya gidince yeteneğimin farkına varıp o yolu izlemeye karar verdim. (daha&helliip;)

Teknoloji

YENİ BİR ZAGATO

İtalyan tasarım evi Zagato, Aston Martin’in Vanquish serisine imza atmaya karar verdi. Yeni otomobiller İngilizlerin de bu konuda İtalyanlar kadar agresif bir tutum sergileyebileceğini gösteriyor.

Bir otomobilin model adında Zagato varsa eğer onun görsel anlamda izafi bir yaratı olmadığını kabul etmemiz gerekir, en azından sektördeki referans isimlerin neredeyse hepsi bu şekilde düşünüyor. Zagato tasarım evi nasıl oluyorsa dünyanın en önde gelen markalarıyla birlikteliklere gidiyor ve belki de milyonlarca dolarlık yatırımlardan bağımsız olarak onların yapamadıklarını yapıyorlar; bir aracı herkes için cezbedici kılabiliyorlar. Zagato’nun kalemi hem agresif ve sportif bir görünüm sunuyor hem de her otomobile gizemli bir yön kazandırıyor. Ve bunların hepsinin ötesinde bu araçlar tamamen özel edisyonlar gibi izlenim bırakıyor. Aston Martin’in Vanquish ailesi de Zagato’nun yaratacağı iki otomobili ağırlamaya hazırlanıyor; ilki bir Speedster, diğeri ise bir Shootin Brake ya da şimdilerde daha sık kullanılan adıyla GT. Hem Aston Martin’in baz halinde görmeye alıştığımız hem de dizayn evinin karakterini yansıtan nitelikteki akışkan gövde çizgileri her iki aracın da çekiciliğini artırıyor. 6 litrelik V12’lere sahip otomobiller 569 hp güç üretebilen bir alt yapıya sahip; bununla birlikte Speedster modelinden 28, Shooting Brake’den ise 99 adet üretilecek. (daha&helliip;)

Icons

LANGE 1

Sektörün en karakteristik kadran tasarımlarından biriyle Almanların da zarif olabileceğini bize gösteren Lange 1’in pek bilinmeyen hayat hikayesi.

Krallıklar demokratik hakların sağlıklı bir şekilde yaşanmasına engel olsalar da ellerindeki gücü kullanarak toplumların değerli bireylerine görevler vererek gelişmişlik düzeyini artırabiliyor. Tabii bu durum savaş gibi olayları kapsamıyor, sanat ve teknoloji alanında yeniliklerin doğması bizim söz ettiğimiz. Birazdan bahsedeceğimiz istek de şu an yüksek saatçiliğin en karakteristik modellerinden birinin doğumuna temel olmuş bir rica. Saksonya Kralı Frederick Augustus II, Dresden’deki Samper Opera Binası için bir saat hazırlanmasını istemişti, fakat bu modelin dönemin minute repeater trendine kapılmasını istemiyordu ki bir opera binası için bu istek anlayışla karşılanabilirdi. Dresden’li saat ustaları Johann Christian Friedrich Gutkaes ve Ferdinand A. Lange bu işi yapabilecek yetenekler olarak görüldü ve kralın isteği üzerine Samper Opera Binası’na iki dörtgen hazne içerisinde saati ve dakikayı gösteren mekanik aksamlı dijital bir saat inşa etti. Roma rakamlarıyla saat belirtilirken dakikalar ise beş dakikalık periyotlarla gösteriliyordu. Alman ikili böylelikle denenmemiş bir saat yaratmış oldu, ve kazandıkları ün sayesinde Ferdinand A. Lange kendi markasını kurma şansına erişti. Fakat ön göremediği şey gelmekte olan iki büyük dünya savaşıydı. (daha&helliip;)

Sözlük

GMT NEDİR?

GMT’nin Greenwich Mean Time anlamına geldiğini biliyoruz, peki ikinci bir zaman dilimine duyulan ihtiyaç nasıl başladı ve sistem nasıl gelişti?

World Time komplikasyonunun aksine GMT (Greenwich Mean Time) sadece ikinci merkezin zamanını belirtmek için kullanılan ve kıtalararası uçuş yapan pilotların istekleri doğrultusunda yüksek saatçiliğe giriş yapan bir komplikasyon. GMT modeller ikinci zaman dilimini genelde başka bir ibrenin indeksleri ya da bezel üzerinde yer verilen rakamları işaret etmesiyle gösteriyor. Günlük zamanı 12 ya da 24 dilime ayıran modellerin bazıları gece gündüz farkını da ya bezel üzerinde iki farklı renk kullanarak ya da kadranda am/pm göstegesine yer vererek belirtiyor.

Teknoloji

AVUÇ İÇİ TEKNOLOJİSİ

Astell & Kern AK380 kaliteli müzik için büyük sistemlere ihtiyaç olmadığını minimal ve alımlı bir şekilde gösteriyor; avuç içinize girerek.

Taşınabilir müzik aygıtlarının dünyasına adım atmaya kalkarsanız kafanızı karıştıracak birçok unsurla karşılaşabilirsiniz. Önemli olan güvenilir ve kaliteli bir müzik deneyimi olunca işler biraz daha çığırından çıkıyor. Çünkü amiyane tabirle ‘mp3 player’ en başta basit bir tabir olmasıyla şüphe uyandırıyor. Bu sebeple küçük bir araştırma yaparak ve maddi açıdan muadillerine oranla daha cömert yaklaşmanız gereken örneklerle karşılaşırsanız onları kaçırmamanız gerekiyor. Astell & Kern AK380 hassasiyetle yaklaşmanız gereken bir parça. İlk olarak kendisi bir akıllı telefon kadar portatif ve fonksiyonel, 2.5mm çaplı kablolarıyla biraz gösterişli fakat neredeyse diğer tüm elektronik teknolojilerle entegre olabilmesi sebebiyle oldukça kullanışlı. Ses anlamında bir eleştirmenin dahi tercih edeceği türden ve henüz çok fazla insan tarafından bilinmiyor.

GÜNCEL İÇERİKLER

Sanat

MYSLM’UN AÇILIMI

İkonik baş harfler size yanıltmıyor. Yves Saint Laurent’e adanmış bir müzenin açılması yakın. Lokasyona dair ipucu başlığın son harfinde saklı.

Yves Saint Laurent 1966’da Marakeş’i keşfettikten sonra tek hayali zamanının tümünü orada geçirmekti. Paris’le olan bağı bu hayalini engellemiş olsa da artık hayatını adamış olduğu tasarımlarının önemli bir kısmı temelli Marakeş’e yerleşme kararı almış durumda. Tasarımcının adının verilmiş olduğu caddede açılacak olan Musée Yves Saint Laurent Marrakech için Pierre Bergé vakfından 5.000 tasarım, 15.000 Haute Couture aksesuarı ve tasarımcıya ait binlerçe çizim ve obje Marakeş’e göç edecek. Bu müzeye sadece müze deyip geçmek haksızlık olur çünkü içinde sadece sergi alanları barındırmıyor aynı zamanda 130 kişilik bir oditoryum, 5.000 kitaplı bir araştırma kütüphanesi, restoran ve kitapçı da bulunmakta. Fransız mimarlık ofisi Studio Ko tarafından hayata geçirilen projede Saint Laurent’in tasarımlarında kullandığı desen ve kumaşlardan yola çıkılmış. Eylül’de açılacak müzeyi ziyaret edebilmek için gün sayıyoruz.

Moda

SUIT YOURSELF

‘Businesswear’ Wall Street ile birlikte milenyumda hızlıca düşüşe geçiyor.

Karşısındaki ‘streetwear’ özellikle son yıllarda moda sektörünün kontrol paneli haline gelmiş durumda. Neredeyse her ay -hatta bazı dönemler her hafta bile olabiliyor- bir streetwear markasıyla lüks bir maison’un yeni bir iş birliği haberini duyuyoruz. Kumaşın kalitesinden, dikiminden veya formundan ziyade logoların çarpıştığı bir düzlemdeyiz. Bunun en yakın örneklerinden biri, Supreme ve Louis Vuitton idi. Anlayacağınız lüks, bildiğiniz lüks değil artık. Bambaşka bir kavrama dönüşüyor. Elbette halen başarılı bir fitting her takım elbisede dikkat çekiyor ve bazı lokasyonlardaki hükümdarlığını da sürdürüyor. Ama maalesef genel olarak baktığımızda William Burroughs’un esin verdiği bir tekstil çağında değiliz; herhangi bir davette çok şık giyindiğini gördüğümüz birinin haberi belki iki saniye takdir görüyorken, Pharrell Williams’ın giydiği Chanel ceketler (kadınlar için yapılmış bir tasarım olduğunun altını çizelim) hafızada yer edebilmeyi başarıyor. Markalar da bunun farkında olacaklar ki, finansal açıdan mecburen yön değiştirmek zorunda hissediyorlar. İsminin uluslararası repütasyonu yaygın olan birçok markanın tasarımı bu rüzgardan etkileniyor. Fakat bize soracak olursanız bu konuda halen daha naif düşünenlerden biri, Hugo Boss. Önümüzdeki yaz satışa çıkacak 2018 koleksiyonunu sunduğu defile de bunun bir ispatı gibiydi. (daha&helliip;)

Tasarım

CALIFORNIA BLUE

Mavi Bugatti bir bölgenin en değerli çocuğu gibi.

Açılış fotoğrafımızdaki otomobilin bugün ya da yarın yaklaşık 1 milyon dolara satılacak olmasının sebebi ne üstün otonom sürüş teknikleri, ne de yakıt tüketimi anlamında gösterdiği olağanüstü performans. İnanılması biraz zor olabilir ancak Grand Prix’lerde boy gösteren Bugatti’nin böylesine bir rakama ulaşması belki de stepnesinin ilkel bir tarzla aracın sol tarafına iliştirilmiş olması. Hidrolik olmayan ahşap simitli direksiyonu, cabrio olması sebebiyle rahat bir sürüş imkanı yaratamaması ya da dikkat çeken mavisi sebebiyle 1925 model Type 35 C Grand Prix bugünkü güncel Bugatti’lere yakın bir fiyata satılacak gibi duruyor. Klasik otomobil müzayedelerinin yüzümüze vurduğu gerçek şu; dünya üzerinde bazı insanlar hala otomobillerin ruhu olduğuna inanıyor ve bu araçların sadece ulaşım amacıyla tasarlanmadığını, aksine hız tutkusunun ve hikayelerin sanılandan daha önemli olduğunu biliyor. Bugün ve yarın düzenlenen Sotheby’s müzayedesi Kaliforniya’nın milli Bugatti’si olarak da bilinen Type 35’i 243 numaralı lot olarak sunuyor. Aracın muadili sayılabilecek dört örnek daha var, şimdiye kez sadece üç sahibi oldu ve birçok yarışta boy gösterdi. Üstelik bunlarda rakiplerinin çok ötesindeki hızlara ulaşması trafiğe açık yollarda yapılan etkinlikleri izleyenler tarafından efsaneleştirilerek anlatıldı.

Etkinlik

THOUSAND-MILE STAR

Gelecek yıl Chopard, tarihin en uzun ve muhtemelen en anlamlı otomobil/saat ortaklığı olan Mille Miglia’nın 30. yılını kutluyor.

Mille Miglia’nın benzeri pek yok. Her yıl Brescia’dan Roma’ya ve tekrar Brescia’ya 1000 millik bir halka çizen bu klasik otomobil rallisinde dünyanın en güzel otomobillerinden 400’ü dünyanın en güzel manzaralarından birinden geçiyor. Toscana ve Lombardiya’nın büyük bir kısmının yoksulluk ve açlıkla mücadele ediyor olmasına rağmen, köylüler cömert bir İtalyan cesaretiyle paha biçilmez otomobilleriyle önlerinden geçen zengin sürüş meraklılarını selamlıyor. Ve Mille Miglia 1977 yılından bu yana düzenli bir ralli olmuş olsa da, 1957 yılında yaşanan talihsizliklerin ardından, bu paha biçilmez otomobilleri sürmek zorlaştı – yerel polis bizzat sürücüleri kapalı sokaklarda kırmızı ışıkta dahi hızla geçmeye çağırıyordu. Bu zorlu ama keyifli, 18 saatlik ve üç günlük bir ralli olacak. Chopard da 1988 yılından bu yana bu etkinlikle birlikte anılarak en uzun saat markası – otomotiv birlikteliğinin başrolü oluyor – Breitling ve Bentley’den, Oris ve Williams’tan, hatta Rolex’in 24 Hours of Daytona sponsorluğundan bile uzun. Her yıl, Chopard’ın eş başkanı Karl-Friedrich Scheufele ya eşi, ya da efsanevi yarış pilotu ve marka dostu Jacky Ickx ile birlikte kendine karşı yarışıyor ve her yıl her sürücüye yarış paketiyle birlikte Chopard kronografın özel bir versiyonunu sunuyor. (daha&helliip;)

Yeni saat

BUZLU MERKEZLER

Klasik bir komplikasyon ve sportif bir koleksiyon.

Dünya saati komplikasyonu ya da kadran üzerinde tasarım öğeleri pek Omega’nın girmek istediği sular değildi, onlar daha çok kronograflara ya da spor modellere yöneliyordu. Yüksek komplikasyonları yapamadıklarından değil daha çok imajlarını korumak istediklerindendi bu tutum. Ancak Seamaster Aqua Terra ailesi yenilendi ve bu genişleyen koleksiyonda bir worldtimer da kendine yer buldu. Seamaster Aqua Terra Worldtimer 87 adete limitli bir model, şimdilik sadece platin gibi değerli bir materyalle sunuluyor, ancak altın ya da çelik varyasyonları da yakın gelecekte görebiliriz gibi duruyor. Omega’nın bu modelle yaptığı şey sportif bir seriyi komplikasyon anlamında bir üst seviyeye çekmek. Ancak alışık olmadığımız şey Aqua Terra’nın kadranında kısa zaman önce Audemars Piguet’de gördüğümüz buzlu kasa materyalinin bir benzerinin kullanılması. Worldtimer’larda alışık olduğumuz şey mutlak yalınlık, bunun amacı hali hazırda okuması zor olan kadranı mümkün olduğunca kullanıcı dostu yapmak. Fakat Omega böylesine bir parça yaparken işin için biraz da zarafet katıyor, üstelik bunu okunurluğa ket vurmadan yansıtıyor. Kadranın ortasındaki dünya tasviri buzlu zemin üzerinde yine dünyayı anımsatması amacıyla meridyenlerle birleştirilmiş. 24 saatlik dilimin de belirtildiği modelde master chronometer sertifikalı ve 15.000 Gauss’a kadar anti manyetik kalibre 8939’a yer verilmiş. Omega’nın teknik anlamda yüksek mühendislik gerektiren bir parçayı seriye entegre etmesi kimlik kartlarını biraz daha genişletmek olabilir, üstelik bu sayede yüksek saatçilik sportif bir worldtimer da kazanmış olur.

Tasarım

VIVA MEMPHIS

Bir başka tabirle mutlu yıllar Ettore.

Ettore Sottsass’ın doğumunun üzerinden tam 100 yıl geçti. Aynı zamanda takvimler Avusturya orijinli İtalyan tasarımcının vefatının 10. yıl dönümünü gösteriyor. Her marketing direktörünün ağızının suyunu akıtacak matematik tesadüf haliyle Ettore’yi olabildiğince çok anmamıza sebep oluyor. The Met, 21 Temmuz’da başlattığı sergisinde, 8 Ekim’e kadar Sottsass’ı “Radical Design” başlığı altında ağırlıyor. 60 yıldan fazla tasarım dünyası için üreten Signore Ettore’nin bildiğiniz kadar bilmediğiniz taraflarına da şahit olacağınız yıl içerisinde bir başka saygı duruşu Atlantik’in diğer tarafından geliyor. Venedik’teki San Giorgio Adası Ettore’nin totemik cam heykellerini sergiliyor. Serginin küratörü, Luca Massimo Barbero tasarımcının 1947’de yapmaya başladığı 220’den fazla camdan heykelini bir araya getirmeyi başarıyor.

Bu kez görmenizin muhtemel olduğu serginin adı, Ettore Sottsass: The Glass. Yine aynı kıtada bir saat-sever olarak İsviçre’ye yolunuzun kesin düşeceği olasılığını denkleme katarak Vitra’nın Bazel kampüsüne ilerlediğinizde bir başka Ettore kürasyonu karşınıza çıkıyor. Bu kez serginin adı “Rebel and Poet”. Mimar ve tasarımcı sıfatlarının ardına şairi de ekleyen Ettore’nin yazma alışkanlığı talihsiz bir tesadüfle başlıyor. (daha&helliip;)

Icons

BLANCPAIN FIFTY FATHOMS

Bugün kullandığımız dalış saatlerinin teknik anlamdaki en yetkin ve ilk üyesi gizli bir ajanın çizdiği eskizler üzerinden yaratılmıştı; belki de hiç kimse bu modelin bir ikon olmasını beklemiyordu, ancak Fifty Fathoms bunu başardı.

Blancpain’in Fifty Fathoms macerası başladığında bugün bildiğimiz birçok profesyonel dalış saati henüz literatüre eklenmemişti. İkinci Dünya savaşı ertesinde henüz 1960’lar kuşağı hak ve isteklerini dile getirmeden önce 1950’ler, savaş ertesindeki yıkım sebebiyle ülkeleri şüpheye sürüklemişti. Fransızlar da bunlardan biriydi, gizli görevler yardımıyla kendilerini güvene almak istiyorlardı. Yüzyılın ortalarında gizli kalabilmek için denizlerin altı önemli bir yer teşkil ediyordu, dolayısıyla buralarda ne kadar efektif olabilirseniz istediklerinize o kadar kolay sahip olabiliyordunuz. Fransa bunun bilincindeydi ve dönemin Savunma Bakanlığı hızlı bir kararla uzman dalgıçlardan kurulu bir ekip yaratma fikrini ortaya attı. 1944’de Fransız İstihbarat Ajansını kuran ve savaş esnasında İngilizler adına casusluk yapan Yüzbaşı Robert Maloubier, Plongeur de Combat’ın yani Fransızların su altı taarruz ekibinin başına getirildi. Bir bakıma James Bond’un su altında casusluk yürüten bir versiyonuydu Plongeur de Combat, yabancı ülkelerin karasularına giriyor, görevleri sabote ediyor ve gizli bilgileri ele geçirmeye çalışıyorlardı; gerektiğinde yakın dövüş konusunda da maharetlerini sergilemek zorunda kalıyorlardı. (daha&helliip;)

Müzayede

HAZIR KOLEKSİYON

Önümüzdeki hafta yıllar boyunca beklemenize gerek kalmadan hazır bir Ferrari koleksiyonuna sahip olabilirsiniz, eğer tek parça için 10 milyon Euro vermeye hazırsanız.

18-19 Ağustos arasında Pebble Beach Concours d’Elegance’da 13 adet Ferrari Sotheby’s müzayedesinde sunulacak. Açık artırmanın önemi güncel ve tarihi Ferrari’lerin bir arada sunulmasında yatıyor. Önümüzdeki hafta hem bir 430 hem de bir 275 GTB’yi aynı anda görebileceksiniz. Tabii gözlerinizi sadece 165 adetle sınırlı üretilen 1961 model 250 GT SWB Berlinetta’dan alabilirseniz. Müzayedenin en büyük yıldızı kendisi, tahmini satış değeri 8.5-10 milyon Euro arasında, gri renkli otomobil kırmızı olsaydı eğer bu rakam rahatlıkla 11 milyon Euro’yu bulabilirdi, fakat bu en nihayetinde bir Ferrari; gri olmasının da bir önemi yok. Dikkat çeken bir diğer parça da Ferrari’nin e ürettiği en keyifli araçlardan biri olarak anılan F40, neyse ki bu örnek kırmızı, tahmini satış fiyatı ise yaklaşık 1.5 milyon Euro.

Tasarım

POETRY IN SHAPE

B&B Italia’nın 50 yıldır tasarım dünyasında trend topic olma becerisinde kimse eline su dökemedi. Bu başarıyı Didi Gnocchi imzalı bir belgeselle kutlamanın tam zamanı.

B&B Italia oldum olası böyleydi. Değil o dönemde, günümüzde bile hala fütüristik kabul edilecek tasarımları, 60’larda Klauss Zauug’la çekmiş olduğu reklam kampanyalarıyla rengini hızlıca belli etmişti. Tasarım dilinin bu kadar farklı olması ona birçok eleştiri ve övgüyü beraberinde getirdi. Geçtiğimiz sene kutladığı 50.yılının şerefine Didi Gnocchi yönetmenliğindeki “B&B Italia. Poetry in the shape. When design meets industry” isimli sadece özel gösterimlerde izlenebilen bu belgesel, bu ay itibariyle markanın sitesinde de yayınlanmaya başladı. B&B Italia’nın 50 yıllık tarihini markanın kurucusu Piero Ambrogio Busnelli’nin oğlu ve şuanki CEO Giorgio Busnelli’nin anlatımıyla ve markayla işbirliği yapan birçok tasarımcı röportajıyla dolu 50 dakikalık hızlandırılmış bir B&B Italia kursu için www.bebitalia.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.